Aptallar Mutlu Yaşar: Zeki Olmanın Beraberinde Getirdiği 17 Dezavantaj

Bu haber 11 Ocak 2018 - 16:05 'de eklendi ve 350 views kez görüntülendi.

“Zekası ile övünen kişi, hücresinin genişliği ile övünen mahkuma benzer” demiş Einstein.

Zeki bir insan olmak, huzur ve mutluluğun önündeki en büyük engeldir.

Yoksa değil midir?

Öncelikle zeki olan insanların yaşamından yalnızlık, öfke, bunalımın eksik olmadığı bilinir. Bu konuda ünlü yazar Ernst Hemingway “Zeki insanların mutlu olduğuna pek rastlanmaz” diyor.

Kendilerini yaşamın normal akışına bırakmak ve günlük meselelere odaklanmak yerine daha önemli ve derin konuları düşünmelerinden dolayı kendi zihinlerinde bunların muhakemelerini yaparlar. Bu endişelerin sonucunda da depresyona meyilli hale gelirler.

Çevrelerindeki insanların kendileri ile aynı endişeleri taşımadıklarını gördüklerinde yalnızlığı tercih ederler ya da mahkûm olurlar.

Zeki olan insanların omuzlarında hem kendi zekalarının farkında olmalarından kaynaklı bir yük hem de çevredeki insanların onlardan beklentilerinin oluşturduğu yük vardır. Birçok yetenekli çocuk maalesef bu yükün altında ezilmeye mahkumdur.

 

Yüksek zekaya sahip insanlar sürekli endişe hissiyle yaşarlar. Kanada’da bir üniversitede yapılan araştırmada IQ’su yüksek olan öğrencilerin gün boyu daha fazla endişe hissi yaşadığı tespit edildi. Yaşanmış olumsuz bir olayı daha çok düşünüyorlardı.

Algısal testlerde yüksek sonuç alanlar, yani zekasını daha dengeli kullananlar, başkalarının hatasını kolaylıkla tespit edip eleştirirken kendi yanlışlarına karşı daha az acımasız oluyorlar.

Bir deneyde gönüllü deneklere sosyal içerikli çeşitli açmazlardan söz edilmiş ve kişiler bu konuları tartışırken bir grup psikolog da onların mantık yürütme ve ön yargıya kapılma eğilimlerini incelemiş.

Bu deneyde yüksek not alanların hayattan daha fazla zevk aldıkları, ilişkilerinde daha iyi oldukları ve daha az endişe duydukları görüldü. Bunlar genellikle IQ seviyesi yüksek olan insanların sahip olmadığı düşünülen özelliklerdi.

Sıkılmadan zaman geçirebilecekleri çok az insan vardır. Bu nedenle ciddi manada yalnızlık yaşarlar. Hele ki sanat ya da bilimle ilgilenmiyorlarsa yalnızlıkları katlanır da katlanır.

Hayatın şifrelerini çözdükleri için her şey, onlar için hiçbir şey olmuştur. Yalnızlıklarının sonunda ya intihar ederek ölümü tercih ederler ya da intihara meyilli olurlar.

Zeki olmanın getirdiği bir diğer dezavantaj ise kişinin kendisiyle ilgili olaylara karşı tarafsız ve önyargısız yaklaşamaması. Yaşamı boyunca zekasına dayanmış bir insanın bu zekanın kendisini yanlış yargılara itebileceğini kabul etmesi zordur.

Zeki olmanın belki de en önemli dezavantajıdır, çok düşünmek. Olaylara farklı açılardan bakarlar, pek çoklarının göremediği detayları yakalayıp konunun üzerine giderler.

Dünyanın verdiği tatminsizliği, yarattıkları hayal dünyası ile kapatmaya çalışırlar. O dünyanın içinde sonsuz huzuru yakalayacaklarına inanır, hayallerin içinde kaybolurlar.

Hayat denilen uyuşuk ve hastalıklı kavramdan ölesiye sıkılırlar. Çevrelerinde yapacak onca şey fark etmelerine karşın, yapacak isteği bir türlü bulamazlar içlerinde. Yapmaya kalktıklarında ise diğer insanlar tarafından bir şekilde engellenirler.

Olaylara farklı açıdan bakmaları, olayın gidişatını her açıdan tahlil etmeleri ve sıradanlığın dışına çıkarak sonuçları kurgulama yetenekleri sayesinde de toplum nezdinde komplocu olarak adlandırılırlar, paranoyak eğilim gösterdikleri dillendirilir.

Hiç itiraf edemeseler de kendilerinden daha az zeki insanların mutluluklarına özenirler. Bir türlü tatmin olma duygusunu tam manasıyla hissedemezler, bu nedenledir ki herkese faydaları dokunur da kendi başlarına sürecek merhemi bulamazlar.

Genel olarak insanlar tarafından anlaşılamadıkları için kendilerini az da olsa anlayan birilerine rast geldikleri zaman o insana hemen bağlanma eğilimindedirler.

Genel olarak tembeldirler. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmemesinin önemsizliğini kavrayabilecek kapasitede olmalarının bedelini, sosyal hayattaki tembellikleriyle öderler.

“Zekası ile övünen kişi, hücresinin genişliği ile övünen mahkuma benzer” demiş Einstein. Kısacası zeki olmak, huzura erişilecek yolda önünüzdeki en önemli engeldir…

İlişkilerinde belli bir süre sonra sevememeye, sevgi kavramından uzaklaşmaya başlar. Şöyle ki;

Birkaç ilişki sonrasında karşısındaki insanın asıl yüzünü rahatlıkla görmeye başlasa da heyecan ve iyi niyet nedeniyle görmemezlikten gelir. Başına geleceği bile bile tam tersine inanmayı tercih eder. İyi niyet zekâyı bastırmıştır bir noktada. Buna rağmen, her ne kadar olanları görmemeye çalışsa da farkındalığı daima açıktır. İşte acı çekme durumu da tam burada başlar. Çünkü bir yerden sonra kendisini suçlamaya, kuruntulu bir insan olduğunu düşünmeye başlar. İçten içe kendisine kızmaya, ruh hastası falan olduğunu düşünmeye başlar. Bunun sonucunda da ilişkideki seven insan olma durumundan gün ve gün uzaklaşır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.